Hemoroid; yani halk dilindeki isimleri ile basur ya da mayasıl, anal kanal içerisinde dışkılamayı kontrol eden yapıların, yani hemoroitlerin sarkması, şişmesi, genişlemesi ve kanamasıyla birlikte ortaya çıkan oldukça rahatsız edici bir hastalık.

Klinik anlamda İç Basur ve Dış Basur olmak üzere genellikle iki ana sınıfa ayrılan hastalığın teşhisinde bu iki tür hakkında da bilgi sahibi olmak önemlidir. Zira dış basurun teşhisi nispeten daha kolay olsa da, iç basurun erken teşhisi, bilgi sahibi olunmadan mümkün olmayabilir.

İç Basur ve Basit Belirtileri
Kabaca ve en basit şekliyle izah etmek gerekirse; makata dıştan bakıldığı takdirde anlaşılmayan, ancak dışkılama esnasında sarkma yapabilen hemoroid/basur türüdür.

Hastalığın ilk evrelerinde sarkma yoktur. Büyüyen hemoroidal doku dışkılama sonrasında sertleşebilir ve hafif bir kanama gözlemlenebilir.

İkinci evrede ise dışkılama esnasında kanama ile birlikte çok hafif bir sarkma söz konusu olabilir. Dinlendikten ve bir süre bekledikten sonra sarkma kendiliğinden geçecek ve doku kendiliğinden içeri çekilecektir.

Son evrelerde ise doku ya elle tekrar içeriye itilmek zorundadır ya da sürekli dışarda kalmaktadır. Bu evrelerde ağrı, kanama ve iltihap oldukça fazla düzeyde olduğu için günlük hayatı çekilmez bir duruma da getirecektir.

Dış Basur ve Basit Belirtileri
Dışardan makata bakıldığı anda teşhis edilebilen hemoroid/basur türüdür. Büyüklüğü mercimek tanesi kadar olabilirken, önlem alınmadığı takdirde yumurta boyutunu bile aşabilmektedir. İlk evrelerden itibaren dış kısımda sarkma yaptığı için teşhisi birçok hasta için çok daha kolaydır. Ancak hastalığın iç basur mu, dış basur mu olduğunun kesin teşhisini muayene ile bir uzman hekim yapabilecektir.

Halk arasında çok fazla dillendirilmemiş olması nedeniyle ciddi bir tehlike olarak görülmese de, bugünkü beslenme alışkanlıkları ve hayat şartları göz önüne alınarak yapılan araştırmalar neticesinde 25 yaşını aşanlar arasında bu hastalığa yakalanma riski olanların oranı %50 olarak belirlenmiş durumda. Henüz başlangıç aşamasında iken beslenme programı ile çözülebilmesi mümkün olduğu için çok fazla kişide bir karşılık bulmaması normal, ancak ilerleyen vakalarda müdahale olmadan tedavi şansı maalesef mümkün değil. Bu yüzden günlük yaşamda dikkat edilecek birkaç önemli detay es geçilmediği takdirde, hemoroide yakalanma ihtimali oldukça düşük olacaktır.

Hemoroidin Nedenleri

Aşırı Kilo – Obezite
Vücut ağırlığının fazla olması, özellikle oturur pozisyonda iken makattaki damarlara olan baskıyı fazlasıyla artırır. Bu da zaman içerisinde buradaki dokunun tahrip olmasına neden olarak basura yol açabilir.

Dengesiz Beslenme – Kabızlık
Günlük beslenme düzeninde lifli yiyeceklere yeterince yer vermemek veya az su tüketmek gibi nedenlerden ötürü kabızlık yaşanabilir. Kabızlık halinde tuvalette çok fazla ıkınmak anüsteki damarlara basınç uygulayacağı için hemoroide neden olabilecektir. Buradan tuvalette iken çok fazla ıkınmanın da istenmeyen sonuçlara neden olabileceğini çıkarabiliriz.

Gebelik
Hamile kadınlarda özellikle 28. Haftadan itibaren pelvik damarlar üzerindeki baskının artması ile basur/hemoroid gözlemlenebilir. Ancak genellikle geçicidir ve beslenmeye dikkat edildiği takdirde tekrar nüksetmez.

Uzun Süre Oturmak
İşi gereği uzun süre oturanlarda makata olan baskı giderek artacak, aynı zamanda anüsteki damarlara daha çok kan toplanması nedeniyle daha çok şişme yaşanacaktır. Fazla kilo ve dengesiz beslenme ile birlikte uzun süre oturan bir kişide hastalığa yakalanma riski daha fazla olacaktır.

Ters İlişki
Ters ilişki esnasında anüsteki damarlar ve dokular ciddi anlamda zarar görecek ve bu da çok büyük ihtimalle basura kapı aralayacaktır.

Yaşlanmak
Yaş ilerledikçe zayıflayan dokular nedeniyle basura yakalanma ihtimali de artacaktır.